26 Mayıs 2009 Salı

Bir garip Ağva yolculuğu...


Amacımız sadece Ağva'da bir akşam yemeği yemekti ama yola çıkıp muhabbete dalıp üstüne de girmemiz gereken tüm sapakları kaçırdığımızda kendimizi İstanbul'un bilumum köylerini dolaşırken bulduk...


Önce aman ne güzel ağaçlar, ne güzel hayvanlar derken ve yolda önümüze çıkan bilumum restaurantları Ağva'da yiyeceğimiz lezzetli balık sofrası için hızla geçerken Polonezköy'ün ardından , Şile medeniyetinden de uzaklaşırken ve 3 saattir devam eden yolculuğumuzda yolumuza çıkan keçiler, inekler, tilkiler ve en kötüsü hala denizi görememiş olmanın verdiği açlıkla en sonunda pes ettik ve Şile Ağva arasında yeşilliklerin içerisinde bir gözleme evine attık kendimizi... Önce çok yemeyelim tıkanmayalım dedik ama mümkün değildi resmen dağın başında karşılaşabileceğimiz en en lezzetli yemekler ve en misafirperver işletmeciye denk gelmiştik... Tadım Gözleme Evi burası siz de bir gün Ağva yollarında yolunuzu kaybederseniz muhakkak uğrayın çünkü Ağva'ya ulaştığınızda siz de Allah'ım iyi ki karnım tok diye şürkredebilirsiniz...


Nasıl bir hayal kırıklığı oldu benim için bu yolculuk, Ağva tabelasını gördüğümüzde Ümraniye'ye geldik sandık... Evet nehir kenarında güzel oteller var ama o resimlerde gördüğümüz mükemmellikte ve en kötüsü romantiklikte değil hiç bir yer... Belki de biz beklentilerimizi çok çok yükseltmiştik o an eşim de ben de geçtiğimiz sene evlilik yıl dönümümüz için yaptırdığımız rezervasyonu iptal ettirdiğimiz için şükrettik...
Benim bu İstanbul seyahatimde en çok beğendiğim yer Polonezköy oldu, küçük haftasonu kaçamakları için gerçekten güzel mekanları var... Aklınızın bir köşesinde bulunsun ve mümkünse yola dikkatinizi verin ve sapakları kaçırmayın :)

Hiç yorum yok: