18 Aralık 2009 Cuma

Vakit daralıyor...


Umarım artık alacaklarınız kafanızda şekillenmiştir. Cevabınız kocaman bir "HAYIR"sa telaşa gerek yok, ben sizin için gezmeye devam ediyorum...


Neler mi buldum? tık tık

17 Aralık 2009 Perşembe

Geri Dönüşümün Böylesi!!


Şekerden yazpılmış Christina Aguilera, fasulyeden yapılmış Altın Kızlar, çeşitli yiyeceklerden yapılmış Drew Barrymore görmek ister misiniz? Hem de sanat eseri kıvamında... Çöpten harikalar yaratan Jason Mecier için tıklayın lütfen...
Görsel aynı siteden...

15 Aralık 2009 Salı

40'ımızda uçtu gitti...


Pazar ya da pazartesi günlerinden birinde kırkımız uçtu gitti... Gününden emin olamıyorum çünkü doğduğu günü saymalı mıyım bilmiyorum hatta bilmiyoruz :) Biz de işimize geleni yani pazarı seçtik uçurtma bayramları için...


Öncelikle şunu söyleyeyim gelenek görenek bilgisinden ailecek sınıfta kaldık... Sadece işimize geleni yaptık yani kızımla gezmeye gittik nereye mi tabi ki ciciannesine :) Hem de ona doğum gününde güzel bir süpriz yaparaktan gittik. Yumurtamızı, şekerimizi aldık, alnımıza unumuzu sürdürdük geldik ki ben tabi ki bunlardan da bir haberdim. Yumurta bereket içinmiş, şeker tatlı olsun diye ki onda sıkıntı yok :))) alna sürülen un da saçlarına beyazlar düşene kadar yaşasın, uzun ömürlü olsun diyeymiş... Ne güzel :) Bir de banyo ritüeli varmış 40 uçurmanın, yumurta kabuğu ile 40 su dökülürmüş ve 40 çakıl taşı atılırmış suyuna bundan sonrasını bilmiyorum çünkü bu kısma kadar olanı yapmayacağından gerisini anlatsın diye yormadım insanları :)


Ben 40ımızı tamamladıktan sonra birden herşey güllük gülistanlık olacak diye hazırlamıştım ki kendimi fena patladık :) Olan düzenimiz de bitti... Sevgili babası 3 saatlik uykuyla işe gider oldu ki ben evdeyim neden ben pışpışlamıyorum derseniz, kızımız babasının kollarında daha mutlu ve huzurlu olduğunu tüüüm apartmana ilan etti de ondan :) Gaz derdimiz arttı, hiç uyutmaz oldu... Doktor ilaç verdi sab simplex diye ama ben doktor sözü dinlemeyip bilumum anne bloglarına güvendiğimden ilaç vermeyi geciktirmeye çabalayarak kızımın gazına iyi gelsin diye kendim rezene çayı içmeye başladım ama tadı bildiğiniz sıcak rakı midem almıyor... Sonra cicianne tavsiyesi ile taze elma yağı ile masaj yaptım kızıma ki çok gürültülü pardon başarılı sonuçlar elde ettim çok şükür. Ya buraya da taze elma yağı yazmışım!!! babama verdiğim listeye de yanlış yazmışım, babacım aktar aktar dolaşmış bulmak için, bana o kadar güveniyor ki o kadar adamın böyle bir yağ yok demesini kaale bile almamış :) Yağımız TATLI elma yağı :) Masaj şeklini de kocişko netten buldu, annemle bu masaj "gaz değil can çıkartır" diye dalga geçtik ama ben annemin odadan çıktığı bir anda Ayşe Öner'in kitabında da resimlerle anlattığı masajını bu videodaki haşin teknik ile gizlice denedim ki sonuç mükemmeldi. O video için tıklayın lütfen, izlerken bizim gibi gülebilirsiniz ama sonra sakın beni kınamayın, inanılmaz ama gerçekten işe yarıyor hatta öylesine rahatlatıcı ki yaparken uyuya kalıyor kuzu :) Bir de muskat diye bir bitki tavsiye ediliyordu onu aldık doktorumun "kullanayım mı?" diye sorduğum mailime cevap vermesini bekliyorum... İlaç vermek istemedim ne yapayım zaten bu tarz ilaçlar için de çok hoş şeyler söylenmiyor şimdilik böyle idare edebilirim iiiinşallah...


Biz de son durum bu bolca gazlı ve haliyle uykuya hasret anlayacağınız... Asıl şimdi anne baba olduğumuzu anladık sanırım :) Bize gazsız günler dileyin n'olur...
Görsel kaynak...

11 Aralık 2009 Cuma

Normal hayata dönüş...


Cilt temizleme maskemi yüzüme sürdükten sonra normal hayata dönüşümü kutlamak için tüm ilham perilerimin etrafımda uçuştuğunu hissediyorum :)

Doktor ziyaretlerimizi saymazsak ki ben hiiiiç saymıyorum 36 gün aradan sonra dün ilk kez sokağa çıktım... Apartmanın bahçesine inip garaj tarafına değilde caddeye doğru yürüdüğümde Truman Show'daki Jim Carrey gibi hissettim kendimi... Abartıyor muyum??? Lal'ciğimi doktora götürürken 1 gün önceden ne giyeceğimi düşünüp yarım saat makyaj yaptığımda abartmıştım kabul ediyorum :)

Dün sabahtan başladı herşey... Uykusuz geçen gecenin ardından kahvaltı için annemin güvenli kollarına atmıştım kendimi (Hande'cim mucuk:) ), annem Lal'e bakacak ve ben kuaföre gidecektim ama niyeyse kızım ne uyanması gereken saatte kalktı ne de uyuması gereken saatte uyudu çok ilginç değil mi??? Madem uyanmıyor ben gideyim bari derken ise ta taaa ıngaaaa sesi ile inliyordu evimiz :) Bir güzel annelik misyonumu yerine getirip attım kendimi sokağa aman yarabbim en son ılık bir bahar havası hakimdi sokaklara, ne zaman kış geldi bu şehre??? Çabuk bitti işim mutlu mutlu, koşa koşa geldim eve akşam için hazırlanmaya başladım rezervasyon 3 kişilikti ama hava buuuzzzz gibiydi kızımsız mı geçecek bu gece??? Kociş geldi sonra işten o da istemeye istemeye havadan şikayetçi... Anlaşıldı ki bu akşam Lal'siziz annem sağolsun... Kızıma sevgi ve süt şoklaması yapıp attık kendimizi sokaklara... Rezervasyon yalan oldu tabi... Yakınlarda olmak şarttı istikamet Cadde. Sokaklar ne kadar da boş... Cafeler de öyle... Bu kadar mı etkilendik gündemden? Her adımda dilimizde 36 günlük maceramız ama suçlu hissetmiyoruz kendimizi bu yalnızlıkta, mutluyuz...

Kadeh kalkacak güzellikte bir 4 yıldı ama benim yüzümden çocuklar gibi cola kaldırdık "bizliğe"... Üstünden geçtik yaşanmışlıkların, birazcık hızlıca tabi çünkü her an telefon çalabilir kızımız kaçtığımızı anlayıp ortalığı birbirine katabilirdi ama yapmadı :) Biz yedik içtik, yürüdük buz gibi sokaklarda, dayanamayıp mağazaları bile gezdik ve o telefon çalmadan döndük evimize... Kızım bir önceki geceki uykusuzluğu bize bu geceyi armağan etmek için mi yaşatmıştı acaba kim bilir???

Maske yüzümde kurudu çıkartma zamanı, kızım da mırıldanıyor bana ayrılan sürenin sonuna geldik demek... Bize böyle güzel bir akşam hediye ettiği için kızımıza teşekkür etmek istiyorum ve kocama bu güzel 4 sene için ve şükrediyorum Allah'a teşekkür ettiklerim için...

Süprizlerin gecesi...



Camlardan yansıyan rengarenk ışıklara bakılırsa yılbaşı çamları kurulmuş, süslenmiş yılın son gecesini bekler olmuş...


Artık ağaçlarımızın altını hediyeler ile doldurma zamanı.


Hediye almak çok keyifli bir süreçtir, özenle seçmek gerekir, içindeki kadar dışı da önemlidir verilen değeri en çok dışı gösterir... Süprizlerin gecesine az kaldı, şimdi en güzel hediyeyi bulmak için alışverişe çıkma zamanı, işte sizin için seçtiklerim... tık tık

10 Aralık 2009 Perşembe

5'ten gün aldık... Kıdemli karıkoca olduk...


10 Aralık 2005'te "evet" dedik, birlikte yaşamaya yaşlanmaya...
Koskoca 4 sene geçti çoğaldık eksilmedik; hiç büyümedik...
Karişko kocişkoyken bir de anne baba olduk...
Çıt çıt çekirdek bir aile olduk...
Aferin bize...

Mutluluğumuz,huzurumuz daim ; sağlığımız yerinde olsun... Amin :)
Fotoğraf için tık tık...

08 Aralık 2009 Salı

Bebekli sinema...


Annelerin ve hatta anne adaylarının en büyük sıkıntılarından biri asosyal bir yaşam endişesi olsa gerek ama bakın çareler tükenmiyor.
Cinecity Sinemaları "Bebekli Anneler Seansı" düzenliyor yani bebeğinizle birlikte sinema keyfi yapma şansı sunuyor. 1 yaşından küçük bebeği olanlar parmak kaldırsın :) Detaylar için tık tık...

 
Fikrimuhim.com